psikoterapi, depresyon
Dil Sürçmeleri PDF Yazdır e-Posta

Bilinçdışı, fırsat bulduğu her ortamda dürtülerini deşarj ettirmeye çalışır. Bilincin kaybolduğu, alkol ve uyuşturucunun etkisi altında kalındığı dönemlerde bilinçaltındaki materyal daha çıplak bir şekilde kendini ortaya koyar. Rüyalarda bu materyal, kişinin iç örgütlenmesine göre yukarıda bahsetmiş olduğumuz mekanizmalar perspektifinde deşarj yolunu dener. Zaman zaman da normal bir konuşmanın içerisinde, kişinin farkına varamayacağı şekilde kelimelerin yerlerine o kelimelere yüklediği anlamı deşarj ettirerek kendine bir çıkış yolu bulur. Kişi, çoğunlukla bunun farkında değildir. Karşı taraf vasıtasıyla uyarılırsa fark edebilir. Ufacık kelime, arkasındaki büyük yükü deşarj ettirme özelliğini haizdir. Bu tip dil sürçmelerini genellikle bir sevgilinin iç dünyamızda oluşturduğu yoğun duyguları yaşarken, eşimizle konuştuğumuz anda veya bir başka bayana hitap ederken; fonetik olarak bir benzerlik varsa kolaylıkla, böyle bir benzerlik yoksa nadiren hitap tarzı olarak sevgilimizin ismini kullanarak yaşarız. Mesela; ‘sevim’ yerine ‘sevgi’ denilebilir.

Hastalarımızdan birisi günlük olayları bize aktarırken amcasıyla ilgili bir hatırayı nakletmekteydi. Amcası Anadolu’dan gelmişti ve onu İstanbul’da misafir etmekte, ağırlamaktaydı. Geçmişten kalan hatıralarında, amcasıyla ilgili pek hoş anıları yoktu. Ona karşı bilinç dışı bir tepki ve öfke hissediyordu. İstanbul’a geldiğinde hastasıyla yakinen ilgilenmiş, hastane koridorlarında onun için koşturmuş, ama karşılığında içten bir teşekkür bile alamamıştır. Kendi işleri aksamış, amcası artık evinde bir yük haline gelmişti. O gün ne yaptığı sorulduğunda yine amcasıyla ilgilendiğini ve hastaneye gittiğini, hastaneden amcasının ‘otopsi’ raporunu aldığını beyan etmişti. Ne raporu aldığı tekrar sorulduğunda ‘biyopsi’ raporunu aldığını ifade etmişti. ‘Biyopsi’ ile ‘otopsi’ kelimesi, fonetik olarak birbirine yakın kelimelerdi. Entelektüel düzeyi yüksek olan hastamızın biyopsi ile otopsi kelimesini karıştırması mümkün değildi. Zaten ikinci soruşumuzda doğal bir şekilde biyopsi cevabını vermişti. Hatırladığı bir önceki kelime biyopsiydi hâlbuki bize amcasının otopsi raporunu aldığını beyan etmişti; yani burada amcasını otopsi raporuyla öldürmüş olmaktaydı.

Bir başka hastamızla iç görü yönelimli bir psikoterapi seansında yadsıma reaksiyonu üzerinde tartışıyorduk. Yakın dönemde babasını kaybetmiş olan bu hastamız bir takım gerçekleri yadsıyor ve algılayamıyordu. Konuyu bütün çıplaklığı ile tartışıp, kaçmasına imkân vermeyecek boyutlarda olayı aydınlığa kavuşturduktan sonra da anlayıp anlamadığını sorduğumuzda yüz ifadesi ve mimikle anladığını gösterirken ağzından çıkan kelime ‘anlamadım’ kelimesiydi. Hemen ardından “ama ben ‘anladım’ demek istemiştim” dedi. Bu kelimenin ağzından nasıl ‘anlamadım’ şeklinde çıktığına hayret etmişti.

Borderline hastalarla yaptığım terapiler esnasında zaman zaman hastalarım bana sevgi ve övgü dileklerini ve isteklerini dile getirmeye çalışmaktadırlar. Ancak birçok hastamda bu sevgi ve övgü kelimeleri zaman zaman karışmakta, dil sürçmesiyle öfke ve yergi içeren kelimeler dökülmekteydi. Ben bunları fark etmekte, ama hastalarım bunları görmemekteydi. Bu kelimeleri öyle ifade ettiğini söylediğimde, bunun mümkün olmadığını, benim yanlış anladığımı iddia etmekteydiler. Terapilerimi video kayıt sistemiyle yaptığımdan, görüşmeyi geriye alıp bant kaydımdan izlettiğimde, şaşkınlıkla o kelimeyi nasıl ifade ettiklerini görmekteydiler.

Dil sürçmelerinde, bilinç dışı dürtülerin kelime şeklinde deşarj yolları arayarak, yazma esnasında sürçmeyle farklı yazım şekilleri ve kelimeleri yazılabilmekte, otomatik davranışlar halinde bir takım davranışlar yanlışlıkla yapılabilmektedir. Misafirlerine çay ikramı yapmak isteyen bir gelin, çayı kayınvalidesine götürmesi gerekirken bir başkasına götürmekte veya kayınvalidesine götürürken çayı onun üzerine dökebilmektedir. Bu da göstermektedir ki sadece dille değil beş duyumuzla, fırsat bulunan her alanda sürçmeler ve hedef şaşırtmalar mümkün olabilmektedir. Sürçmeler ve çarpıtmalar, algısal motor ve zihinsel hayatımızın her alanında mümkündür ve olmaktadır. Yanlış yapılan her hareketin, her düşüncenin ve her eylemin arkasında bir çarpıtma bulunabilir.