Cevap/Uyarıcı hiyerarşisi PDF Yazdır e-Posta

Psikiyatrik klinik tablolara baktigimiz zaman davranisçi tedavi yöntemlerini uygulayabilecegimiz belirli alanlar ortaya çikmaktadir. Zira her psikiyatrik klinik tabloda, davranisçi tedavi stratejilerini uygulamak mümkün degildir. Bizim klinik çalismalarimizda davranisçi tedavi stratejilerini en çok uyguladigimiz alanlar; anksiyete bozukluklari, cinsel bozukluklar, yeme bozukluklari, madde bagimliligi, cinsel sapmalar ve kisilik bozukluklaridir. Davranisçi terapi bir davranisi ortadan kaldirmayi hedefler. Bu iki sekilde yapilabilir, ya aniden yüzlestirilerek veya asamali bir sekilde sindire sindire yol alarak. Sudan korkan birisini suya iterek ani yüzlestirme etkisiyle bu korkusunu ortadan kaldirabiliriz. Yükseklik korkusu olan birisini, yüksek bir yere çikartip birakabiliriz. Bunlar belirli fobi türlerinde uygulayabilecegimiz yüzlestirme tedavi teknigidir. Ancak birçok klinik tabloda tedavi basamak basamak ve asamali bir sekilde uygulanmalidir. Burada davranis hedefi belirlenir, ancak davranis hedefine gidilirken asamali olarak geçilmesi gereken ara hedefler gerçeklestirilir.

Konuyu anksiyete bozukluklari çerçevesinde ele alacak oldugumuz zaman, daha açiklayici bir durumla karsilasacagi kanaatindeyiz. Anksiyete bozukluklarindan obsesif-kompulsif bozukluk, sosyal fobi, özgül fobi ve agorafobinin tedavisinde, cevap uyarici hiyerarsisi uygulanmalidir. Mesela temizlik takintisi olan bir hasta evine disaridan hiçbir maddeyi kabul edememekte, esi ve çocuklari eve geldiginde onlari antrede bekletip elbiselerini çikarttirmakta, dis çamasirlarini direkt olarak çamasir makinesine atmaktadir. Burada tedavinin amaci bu hanimin rahatlikla disaridan alisveris yapabilmesi ve disari kiyafetiyle eve giris-çikisin temin edilmesidir. Bu hanima sikintisinin derecesinin neye göre arttigi soruldugu zaman; tanimadigi insanlarin kirli dis kiyafetleri ile evine girmesi, evindeki esyalara dokunmasi, koltuklarina ve yatagina oturmasi çok büyük bir sikinti veren bir durum seklinde degerlendirilirken; kendisini dis kiyafetle evin içine girip koltuga oturmasi en az sikinti veren bir durum olarak ortaya konmaktadir. Burada karsimiza hiyerarsik bir derece siralamasi çikmaktadir ki en çok sikinti veren duygu ile en az sikinti veren duygu arasinda yüzlerce derece vardir. Bu hastamizin tedavisinde, ilk basamakta en az sikinti veren davranis hedefine yönenilerek onun basari ile geçilmesi amaçlanir. Birinci hedef tamamlandiktan sonra ikinci hedefe geçilir. Bu hedefler ard arda uygulanarak en son hedefe ulasilir.

Sosyal fobide büyük bir kitlenin önünde konusma yapmak, büyük bir sikinti verici hal iken komsunun oglu ile apartman girisinde selamlasmak veya minibüs soföründen parasinin üzerini istemek en alt düzeyde sikinti veren bir hal olabilir. Davranis hedefleri en hafif halden baslayarak daha agir hallere dogru uzanir ki bir birey problemini hekimin önüne getirdiginde bütün bu boyutlarin ortaya çikarilabilmesi için, bu problemi bütün boyutlariyla hekimiyle paylasmalidir. Bununla birlikte sosyo-fobik bir birey, sosyal fobisinin kendi yasam alaninin hangi alanlarina nüfuz ettigini tespit etmeli, bu alanlardan nasil kaçindigini görmeli ve bu alanlarla ilgili faaliyet yürütecek olsaydi hangi düzeyde bir sikintiya sahip olabilecegini derecelendirmelidir. Iste 0 ile 100 arasinda yapilan bu derecelendirme, davranis hedeflerinin hiyerarsik siralanisini bize gösterir. Cinsel islev bozukluklarinda cinsellikle ilgili tiksintisi ve nefreti olan bir bireyin saglikli bir cinsel iliski kurmasi en agir sikinti veren bir hal iken cinsellikten nefret etmez hale gelmesi veya düsünmesi hafif bir hal olarak nitelendirilebilir. Bu çerçevede cinsel islev bozuklugu olan hastalarda öncelikle cinsellikle ilgili negatif sartlanmanin önüne geçilmesi, arzu duyumu olusturularak kosullu sartlanma meydana getirilmesi ve ardindan da tahrik ve orgazm asamasina ulastirilmasi gerekmektedir. Madde bagimligi ve kisilik bozukluklarinda da benzer çerçeveler uygulanmalidir.