psikoterapi, depresyon
Düşüncedeki İnancın ve Düşünceye Bağlı Duyguların Derecesini Değerlendirmek PDF Yazdır e-Posta

Olumsuz düşünceleri yakalama kısmında bahsettiğimiz gibi her olumsuz düşüncenin ikiz kardeşi olan bir duygu söz konusudur. İnsanı mutsuz eden her duygu olumsuzdur. Bunun içine bunaltı, sıkıntı, iç daralması, korku, acı, keder, hüzün, mutsuzluk, çaresizlik, yetersizlik, değersizlik, önemsizlik, acınma, aşağılanma, kızgınlık, öfke, şiddet, kıskançlık, haset ve yenilmişlik gibi duygular girer. Bu duyguların oluşabilmesi için bunların öncülü olan bir düşünce sürecinin işlemesi gerekir. Bireylere önce bu duyguların tanımı öğretilir. Hissettiği duygunun içeriği nedir. Yukarıdaki duygulardan birini veya birkaçını negatif hissetmekte ve kişi mutsuz olmaktadır. Hissedilen bu duyguların, 0 ile 100 arası bir derecelendirmede kişi tarafından derecelenmesi istenir. 0 en hafif düzeyi ve bu duygunun yokluğunu belirtirken, 100 bu duygunun en üst düzeyde hissedilmesini betimler. Böyle bir haritanın çıkarılması, kişinin hangi duyguları hangi şiddette hissettiğini bildirir. Bu aynı zamanda hastanın kendi duygularını onların şiddet derecesini tanıma imkânını sağlar. Hemen ardından bu duyguları oluşturan düşüncelerin neler olduğu incelenir ve irdelenir; çünkü her duyguyu oluşturan bir düşünce süreci vardır. Her düşünce bir duyguyla beraber yol alır. Bu düşüncenin doğruluğu halinde kişinin bu düşünceyle orantılı şekilde belli bir duygulanım içine girmesi doğal ve normaldir; negatif bile olsa bu böyledir. Normal bir duygulanım sonucu hissedilen negatif duyguya itiraz edilmeksizin abartılı bir duygulanımın normal hale dönüştürülmesine çalışılır.

Burada en önemli konu düşüncenin rasyonel olup olmadığının incelenmesidir. Kişi düşündüğü şeyin doğruluğunu ve geçerliğini test etmelidir. Farkındalığını fark eden bir akıl devreye sokulmalıdır. Eğer düşünce rasyonel değilse veya düşüncenin rasyonalitesi düşükse kişi buna ne kadar inanmaktadır. Düşünceye olan inanç sıfırdan yüze kadar puanlandırılır. Sıfır, o düşünceye hiç inanılmadığını gösteren düşünceyken yüz tam inanıldığını gösteren bir düşüncedir. İlginçtir ki duyguya eşlik eden düşünce bu bağlamda irdelendiğinde çok az inanılan bazı düşüncelerin bireyde çok yoğun negatif duygular oluşturduğu tespit edilmektedir. Bu stratejinin amacı da budur. Kişi, hiç inanmadığı ya da çok az inandığı düşünceye çok yoğun duygusal tepki verir ve etki altında kalır. Kişiye bu fark ettirildiğinde bu duygusal tonunun azaldığı veya ortadan kaybolduğu gözlemlenmektedir. Olabilirliği çok az ihtimaller üzerine bina edilen negatif düşünceler kişiyi zaman zaman panik durumuna düşürmekte, birçok klinik tablonun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İnanılırlığı ve geçerliliği çok düşük veya hiç olmayan bu düşünceler bireye fark ettirildiğinde bunların oluşturduğu duygusal yapı ortadan kalkmaktadır. Burada bu düşünce sistematiğini oluştururken biraz sonra izah edeceğimiz bilgi işlemedeki sistematik hatalar detaylı bir şekilde devreye girmekte ve düşüncenin sonucuna ulaşılmaya çalışılmaktadır.